Yine şehri gezdikçe Endonezya restoranlarına rastlayacaksınız. Bunun sebebi Endonezya'nın eskiden Hollanda'nın en büyük sömürgelerinden biri olması. Hint restoranları ve özellikle İstanbul'da daha sık ve daha ayaküstü olmasını istediğim Sushi Bar'lar göreceksiniz. Hem de sushi'lerin bir ray üstünde gittiği taze taze gelen sushileri seçme şansınız olduğu restoranlardan. Bunlardan en çok rastladığım zincir Zushi.
Gitmeden önce soğuk balık denemem gerektiğini öğrenmiştim. Bunu da Albert Cuypstraat pazarındaki soğuk balıkçı amcadan mükemmel turşular eşliğinde alabilirsiniz. Yanlız yine uyarmalıyım ki sushi, lakerda tarzı balık yapımlarına karşı olanlarınız bu balığı da yiyemeyeceklerdir. (Çünkü pişmiş değil, bir çeşit tuzlu balık) Şehrin meşhur Kahverengi Kafelerinde (Eet Cafe diye göreceksiniz) vakit geçirmeyi unutmayın. Ahşap dekorasyonları ile kendine has tarzları olan bu kafelerde özellikle kremalı elmalı tartlar nefis oluyor.
İçecek olarak tabi ki bira ve her yer tabi ki Heineken! Ama gerek Hollanda'nın kendi üretimi olan, gerekse başta Belçika olmak üzere Avrupa'nın birçok köşesinden gelen biraları mutlaka tatmanız gerekiyor.
İçecek olarak tabi ki bira ve her yer tabi ki Heineken! Ama gerek Hollanda'nın kendi üretimi olan, gerekse başta Belçika olmak üzere Avrupa'nın birçok köşesinden gelen biraları mutlaka tatmanız gerekiyor.
Kentte CoffeeShop denen Cafe tarzı yerlerde hafif uyuşturucuları kullanmak serbest. Eğer denemek isterseniz bir CoffeeShop'a girip ilk defa Marihuana içeceğinizi belirtirseniz size ona göre hafif bir şey verirler ve CoffeeShop içerisinde değişik bir yolculuğa çıkabilirsiniz :) CoffeeShop'larda içki bulunmuyor.Alkolsüz içecekler ve yiyecek olarak da yine Marihuana'lı keklerden var.